
Bu dizi can yakar, duygularınızla oynar, ardından her şeyi başa sarıp yeni baştan başlatır; ama siz yine hazırlıklı olamazsınız, öyle bir anda öyle bir şekilde vurur ki sizi anlamazsınız bile olduğunu. Dizi kahramanları öylesine sizsinizdir ki onlar ağlarken siz de hıçkırıklara boğulabilirsiniz. Ancak bir yandan da yaşanan olaylara baktığınız "yok artık ya, bu kadar da olmaz" dersiniz.
Önce iki sezon boyunca Tony Stonem ve arkadaşlarının başından geçen olaylara tanıklık ettik. Lise dönemindeki bir grup İngiliz arkadaşın yetişkinliğe adım atma, ailelerinin umursamazlığı, geleceklerinin bilinmezliklerle dolu hayatlarının içinde debelenip bir yandan da çıkış yolu aramalarının hikayesi 'Skins'.

Tony Stonem ve arkadaşlarının ardından kameralar bu seferde Tony'nin kız kardeşi Effy'ye çevrildi. Değil sevgisini hiçbir duygusunu belli etmeyen Effy'nin üçüncü sezondaki 10 bölüm boyunca başta kendisine deli gibi aşık Freddie'ye çektirdikleri ve arkadaşlarının kendilerini keşfetme yolculuğunu izledik. Üçüncü sezonunun finalinde Effy'nin ağzından 'Because i love you' dediğini duymak için bile bu duygu işkencesi çekilir. Hem hangimiz yeri gelince duygularımızı açığa vurmaktan çekinip olmadık yollara sapmayız ki?
'Skins', gerek diyalogları gerek hikayesiyle ilk bölümünden itibaren insanı çarpıyor. Başta da belirttiğim gibi bazen "yok artık" diyorsunuz; ama ister Tony ve arkadaşları olsun, ister Effy ve arkadaşları 'Skins' anlattığı hikayelerle duygularınızı alt üst edebilir.
0 yorum:
Yorum Gönder