Çok sevdiğim birine veda etmek gibi bu. Hem ben vedaları sevmem ki. En acısıyla, en geri dönülmeziyle çok küçük yaşta yüz yüze gelince ister istemez hayatımdan birilerinin gitmesine tahammül edemez hale geldim. Belki de bu yüzden kimseyi dahil etmek istemiyorum. Bir yere kadar herkesin izni var, sonrası yok. Ama Teoman, onlardan biri değildi. Hayatımın çok içindeydi. Ben, onun şarkılarıyla büyüdüm. Onun şarkılarında yaşadıklarımın izlerini buldum. Hiçkimseyi beklemezken onun konsere çıkmasını saatlerce bekledim. Dinlemekten hiç vazgeçmedim ve de geçeceğimi düşünmüyorum bile. 'Vur Sen Beni'dir Teoman benim için. 'Gözyaşıysa sevdiklerim ben en çirkini, en fakiri' mısralarında bulurum kendimi.
Şanslıyım ki yaptığım iş gereği iki kez de olsa uzun uzadıya konuşma fırsatım oldu. Abartı bir yanı hiç yoktu, starlığın en tepesinde olduğu zamanda bile colasıyla, sigarasıyla karşımda oturup sanki bir arkadaşıyla konuşuyormuş gibi konuştu benimle. O kadar çok sorulacak sorum, o kadar çok merak ettiğim şey vardı ki. Ben sorularımı nefes almadan birbiri ardına sıralarken nasıl da sakin sakin dinleyip cevaplamıştı. Hiçbir zaman oynamadı, başkası gibi görünmedi. Yazdığı sözler neyse oydu Teoman.
Hatta yazdığı senaryoydu. "Balans ve Manevra"yı ister sevin, ister sevmeyin; ama benim sevdiğim filmlerdendir. Sinema salonunda olduğum yere çakılmama yol açan ve hayatımda ilk defa bir filmde deli gibi ağlamama yol açan filmdir. Kıpkırmızı gözlerle çıkmıştım salondan. Beyazperdedeki karakterler öylesine can yakıcıydı ki, öylesine umutsuzlardı ki umutsuzluklarının içinde çırpınmaya bile halleri yoktu, çoktan dibe vurmayı kabullenmişlerdi. Her çöküşün bir çıkışı vardır yoktu bu filmde. Umut vaadetmiyordu. Hiçbir şeyin iyi olmadığını, pembe gözlüklerin birer kandırmaca olduğunu en sert haliyle anlatıyordu. Ama siz bu filmi sevmemeye devam edin; çünkü bu benim filmim. Kimseyle paylaşmayı düşünmediğim birkaç şeyden biri.
Yıllarca konserine gittiğim halde son konserine gitmedim, gidemedim. Onu son kez sahnede görmek istemedim. Bir yanımla hep geri döneceğini ve yeniden 'Senden Önce Senden Sonra' ya da 'Papatya' diyeceğini hayal etmekten kendimi alamıyorum; ama bu ne kadar hayalse geri dönmeyeceğini bilmek de o kadar gerçek. Yaptığım röportajlardaki tavırlarından ve diğer röportajlarını kelimesi kelimesine okumamdan ötürü biliyorum ki Teoman geri dönmeyecek. Ve ben onu Balans sahnesindeki gibi hatırlamaya devam edeceğim.
Hayatımdaki en yakın arkadaşımı kaybetmiş gibi hissediyorum. Hani dönüp dönüp beraber çektirdiğiniz fotoğraflara bakıp o anları hatırlamaya çalışırsınız ya benimkisi de o hesap döndürüp döndürüp onun şarkılarını dinliyorum. Hiçbir gidişe bu kadar üzülmedim. "Müziği bıraktım" dediği mektubunu okumaktan başlarda deli gibi kaçtım; ama sonunda gerçekle yüzleşmek gerekirdi. Derin bir nefes alıp okudum. Kendisi için sevindim, her ne kadar kendime üzülsem de. Artık istediği gibi bir hayatı olacağı için sevindim. Belki bir gün, bir yerlerde yeni hikayeleriyle bizi selamlar ve "Nerede kalmıştık" der.

0 yorum:
Yorum Gönder