Gün öyle hızlı başladı ki bitimine zor yetiştim desem yeridir. Bodrum - İstanbul uçağından iner inmez soluğu 46 Stüdyoları'nda aldım. Zira dün geceki Adidas All Originals Party'nin konuklarından Norveçli Datarock ile röportajım vardı. İlginç hikayeler öğrendiğim ve konuşmaktan keyif alan Norveçli grupla yaptığım röportajı tabii ki 46 Dergisi'nin bir sonraki sayısında okuyacaksınız. Datarock'ı stüdyomuzdan uğurlayıp biraz olsun dinlendikten sonra sıra dünyanın en güzel kadınlarından Sophie Ellis Bextor'la ufak bir söyleşi için Maçka Küçükçiftlik Park'ın yolunu tuttum. Sophie Ellis Bextor röportajı için mekana girerken sahnede de Melis Danişmend yerini almıştı. Ancak maalesef konserini izleyemedim; sadece fotoğraf çekimi için setup'ımızı yerleştirirken birkaç şarkısını dinleyebildim
Maçka Küçükçiftlik Park'taki işimi de bitirirp Datarock'a çok kısa göz attıktan sonra istikamet Harbiye Cemil Topuzlu diyerek koşar adım mekandan ayrıldım. Şanslıyım ki Şebnem Ferah sahneye çıkmadan gerisayımın son anlarında Harbiye'deki yerime yerleştim. Açıkhava iğne atsan yere düşmeyecek haldeydi. Belli ki hepimiz Şebnem Ferah'ı özlemişiz. Bordo perdelerin açılmasıyla Şebnem Ferah ve grubunun sahnede belirmesi de bir oldu. Şebnem Ferah çok ama çok şıktı sahnede. Kısacık kestirdiği saçları, kıyafeti ve sırtındaki dövmesiyle muhteşem gözüküyordu. Şarkı aralarında yaptığı konuşmalarda yaz başında yaşadığı acı kaybın izleri yok değildi; ancak Harbiye sahnesinde dimdik vaziyette duran kadın, bu acıları öylesine hazmetmiş, yaşadığı hayata öylesine dört elle sarılmış duruyordu ki onun enerjisine, samimiyetine, sempatikliğine hayran hayran bakmamak imkansızdı.
En güzel şarkılar seçilmişti konser için. Başta Metin ve Buket olmak üzere de tüm grup arkadaşları mumlarla donatılmış sahnede şarkıları çalmak için öylesine büyük bir istek duyuyorlardı, o kadar çok sahneye çıkıp bu parçaları çalmayı özlemişler ki her hareketlerinden belli oluyordu. 'Can Kırıkları' dedik, hep bir ağızdan 'İyi - Kötü'yü söyledik (ki o nasıl bir şarkıdır), 'Delgeç' de sesimizi kaybedercesine Şebnem'e eşlik ettik. O, "Gel bir de sen vur" derken gözümüzün önünden kimbilir hangi hatıralarımız geçti. İşin bir de müzikal yönü vardı ki orada Metin Türkcan'ı tekrar tekrar anmak gerekiyor. Özellikle 'Sigara'nın bitiminden birkaç saniye sonra emprovize olarak çaldığı gitar solosu inanılmazdı. Böylesine uzun zamandır denk gelmemiştim ve ağzım açık, hipnotize bir şekilde sahneye bakarak izledim. Türkcan'ın gitarından Harbiye'ye yayılan notalar öylesine benzersiz, öylesine hipnotize edici güçteydi ki tüm Harbiye nefesini tutmuş vaziyette izledik. Sahnedekiler de bizden farksızdı.
Sadece bu mu? Tüm konser bu kadar sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Final şarkısı 'Fırtına'ya kadar kusursuz bir müzik ziyafeti çektiren Şebnem Ferah, son albümünden ilk albümüne kadar dinleyicilerinin en sevdiği şarkıları peşi sıra söylerken bir kez daha kendisine neden "Türk rock müziğinin kraliçesi" dendiğini de kendi kendimize yanıtladık. Çünkü sahnede gerçekten bir kraliçe var. Ama o, bundan o kadar habersiz, o kadar naif, o kadar kendi halinde ama bir o kadar da güçlü ve her şeye hakim duruyor ki Şebnem Ferah'ı sahnede görüp de etkisi altına girmemek imkansızlaşıyor. Hele bir de şarkı söylemeye başlayınca, o güçlü vokaliyle herkesi kendine hipnotize etmişçesine eşlik etmeye yol açıyor. Konserinin ortalarında "Bazı konserler bizimdir, bazıları ise sizindir. Bu gece sizin konseriniz" diyerek kendisini izlemeye gelen binlerce kişiye teşekkür eden Ferah'ın asıl sürprizi ise finale doğru 'Eski' şarkısına hazırladığı barkovizyon ile geldi. Türk sanat tarihinin en önemli isimlerinin fotoğraflarının yansıtıldığı ekranlarda kimleri görmedik ki. Türkan Şoray'dan Yunus Emre'ye, Aziz Nesin'den Ara Güler'e sanat tarihimizin birçok isminin fotoğrafı alkışlar eşliğinde yansıdı ekranlara. Ama en önemlisi dakikalarca alkışlanan sondaki Mustafa Kemal Atatürk imzalı "Sanatsız kalmış bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir" sözüydü.
Konserin normal süresi ilk albümün en gaz şarkılarından 'Fırtına' ile oldu; ancak tabii ki de binlerce Şeboist'in Şebnem Ferah'ı bu kadarla bırakmayacağı belliydi. Tezahüratlarla sahneye geri dönen Ferah ve arkadaşları, kendilerini ilk tanıdığımız şarkı 'Vazgeçtim Dünyadan' ile tekrar Harbiye'yi selamladı. Hemen ardından ise duygusallığın zirvesi 'Hoşçakal' geldi. Ve asıl final olmazsa olmaz Şebnem Ferah şarkısı 'Bu Aşk Fazla Sana' ile yapıldı. Darısı bir dahaki konsere diyorum; çünkü bu konserin tadı damağımda kaldı.
Şebnem Ferah - 'Sigara'


0 yorum:
Yorum Gönder