Çağan Irmak'ın hiçbir zaman sıkı takipçisi olmadım daha önce de yazdığım gibi; ama kariyerinde "Mustafa Hakkında Her Şey" ve "Karanlıktakiler" gibi öyle iki film var ki üzerine sayfa sayfa yazı yazar, saatlerce konuşurum. Bu filmlerin yanına "Dedemin İnsanları"nı eklemekten son derece mutluyum bu aralar. Filmin gösteriminden çıktıktan sonra Twitter'a yazdığım "Bana göre bu senenin en iyi filmi" sözümü defalarca tekrarlayabilirim. Oyuncu kadrosundan hikayesine, müziklerinden mekanlarına her şeyiyle dört dörtlük, su gibi akan, insanı duygudan duyguya sürükleyen ve özleten bir film olmuş "Dedemin İnsanları".
Eğer 1923 mübadelesini, 1960 İhtilali'ni ve 12 Eylül darbesini yaşayan bir ailenin torunu ve çocuğu olarak dünyaya geldiyseniz ve onların anlattığı o dönemlere ait anılarla yetiştirildiyseniz, aidiyet duygusunun insana nasıl huzur verdiğini, aynı şekilde özlemin, beklemenin gerçek tanımlarını biliyorsanız "Dedemin İnsanları" sizin filminizdir. "Dedemin İnsanları" tam da bu noktada dedemin annesinin hikayesidir benim için. Mübadele nedeniyle evini, her şeyini bırakarak kocasıyla beraber Türkiye'ye gelen Hatice Hanım'dır benim için. Hayatımda hiçbir zaman yeri dolmayan, anlattığı hikayeleri, benim her şeyim ninemin hikayesini izledim o karanlık sinema salonunda. Şimdi hatırlamaya çalışıyorum da bize hiç yaşadığı zorlukları anlatmadı, filmin ardından acaba o yıllarda neler yaşadılar diye düşünüyorum. Çok mu zorluk çektiler? Mehmet Bey'in yaşadıklarını onlar da yaşadı mı? Belki bir gün doğdukları toprakları yeniden görmek istediler mi? Bilmiyorum ve hiçbir zaman da bilemeyeceğim.
Ama "Dedemin İnsanları" bir yandan da günümüzün filmi. Yaşanan siyasi olaylar, ötekileştirme çabaları, bir koltuk sahibi oldu diye kraldan çok kralcı olma durumları ve dahası var bu filmde. İşin bu tarafından bakınca insan ister istemez "değişen hiçbir şey yok" diyor içinden. Yiğit Özşener ile Gökçe Bahadır'ın geceyarısı sokak sahnesine bu açıdan dikkat edin, özellikle de Yiğit Şener'in konuşmasına. (Filmi özel bir ön gösterimde izlediğim için ve henüz vizyona girmediğinden dolayı spoiler vermemeye çalışıyorum elimden geldiği kadarıyla.)
Film süresince güldüm, ağladım, kızdım, mutlu oldum... Yaşanabilecek ne kadar duygu varsa o iki saat içerisinde bir bir sıralarını savdılar. Kaybetmeyi, özlemeyi, sevmeyi, sevdiğini beklemeyi tekrar tekrar yaşadım. O kalabalığın içinde yalnız kalmak istememenin insana neler yaptırabileceğine bir kez daha şahit oldum. Tüm bunlar için Çağan Irmak'a ne kadar teşekkür etsem azdır.

gidelim izleyelim biran önce
YanıtlaSil