Birisi çıkıp da size "ya diğer yolu seçseydin ne olurdu, nasıl bir hayatın olurdu görmek ister misin?" diye sorsa kafamızın içinde dönen "keşke"lerin baskısıyla "evet" demez miyiz? Ben derim hiç tereddüt etmeden. Bazen attığım adımın tam tersi yönünde gitseydim ne olurdu diye merak etmekten, ara ara "keşke" demekten kendimi alamıyorum. Belki o yüzden "Şahane Hatalar"ın tanıtımını okur okumaz en yakındaki kitapçıya koştum. Kitabı aldığım günden beri de "acaba onu değil de bunu seçseydim ne olurdu" diyerek döndürüp döndürüp okuyorum. "Şahane Hatalar", öyle bir seferde tüketilebilecek bir kitap değil. Yıllar sonra bile dönüp maceradan maceraya atılabileceğiniz bir kitap.
"Kendi maceranı kendin yarat!" mottosuyla yola çıkan Heather McElhatton, okuyucusuna tek bir başlangıç sunuyor ve seçimlerle birbirinden farklı noktalara giden hayatlar yaşatıyor. Üniversiteye gitmek mi, yoksa seyahata çıkmak mı? Hayatınızın şekillenmesine yol açacak ilk tercihiniz, kaderinizin izleyeceği yolu belirleyen ilk adımınız... Ardından atılan her adımın sonunda hangi yöne gideceğinizi seçerek ilerliyorsunuz. Bu tercihler boyunca başıma neler gelmedi. Kah çok zengin oldum; ama çok genç yaşta öldüm. Kah uzun yıllar yaşadım; ama İzlanda'da tek başıma yaşamak zorunda kaldım. Kaldı ki maceralarım hala devam ediyor. Her seferinde farklı bir yanımı da keşfetmiyor değilim.
"Şahane Hatalar"ın başrolü de sizsiniz, yan karakterleri de. Çünkü onların var olması sizin elinizde. Tıpkı hayatınıza aldığınız ve gitmesine izin verdiğiniz insanlar gibi. Kitabı okurken, maceradan maceraya merakla atlarken, yolun sonunda hangi tarafa gideceğime karar verirken yaşamakta olduğum hayattaki seçimlerim de tek tek aklıma gelmedi, gelmiyor değil. Anlayacağınız "Şahane Hatalar" biraz da kendimizle yüzleşme kitabı.

0 yorum:
Yorum Gönder