28 Aralık 2011 Çarşamba

Bu Albümleri Yıl Bitmeden Dinleyin

Korn - "The Path Of Totality"

2011'in benim için en güzel albümü sanırım Korn'un "The Path Of Totality"dir. Nedeni de bu sene içinde keşfettiğim Skrillex'in en sevdiğim gruplardan biri olan Korn ile işbirliğine gidişidir. Tam anlamıyla sürpriz bir albüm "The Path Of Totality". Nu-metal'in dubstep ile bileşimi hiç bu kadar güzel olamazdı herhalde. Korn'a yeni açtıkları bu yolda Skrillex'in yanı sıra Noisia, Excison, Feed Me ve 12th Planet gibi janrlarının en güçlü isimleri eşlik ediyor. Ben albümü çok ama çok sevdim, özellikle de 'Bleeding Out'un introsu şu aralar en sevdiğim.

İskender Paydaş - "Zamansız Şarkılar"

Tür ayırt etmeksizin Türk müziğinin en başarılı, yetenekli, önemli müzisyenlerinden biridir İskender Paydaş. Bugün popüler olmuş Türk pop ve rock müzik sanatçı/gruplarının albümlerinde mutlaka onun imzasını görürüz. İşin mutfak kısmını en iyi bilenlerdendir. Kariyerinde nasıl başarıların yer aldığını yazmaya kalksam blogda yer kalmaz.

İskender Paydaş, bugüne kadar besteci ve aranjör olarak imza attığı şarkılardan seçtiklerini "Zamansız Şarkılar" albümünde bir araya getirdi. Şebnem Ferah'ın en önemli hitlerinden 'Bu Aşk Fazla Sana'dan tutun da Mirkelam'ı meşhur eden şarkılardan 'Tavla'ya kadar birçok şarkı İskender Paydaş'ın yeni düzenlemeleriyle yer alıyor. Paydaş, bu şarkılara 'DR', 'Yeni Aşk' ve 'Nasıl Yani' isimli üç adet de yeni hit adayını da müzikseverlerle buluşturuyor.

Kenan Doğulu'dan Teoman'a, Atiye'den Mustafa Ceceli'ye Türk müziğinin ünlü isimlerinin mikrofon başına geçtiği albümün sürprizi ise Kerim Tekin'in seslendirdiği 'Kar Beyaz'ın yeni düzenlemesi. Benim favorilerim ise Atiye ve Mirkelam'ın seslendirdiği 'Nasıl Yani' ve Doa ile Özgün'ün düeti 'Tavla'.

The Black Keys - "El Camino"

Amerikalı ikili The Black Keys, durdu durdu yılın son ayı bombayı patlattı. "El Camino", yayınlanır yayınlanmaz müzik eleştirmenleri ve müzikseverler tarafından hemen yılın en iyi albümlerinden biri olarak tanımlandı. Prodüksiyon dehası Danger Mouse'un prodüktörlüğü ve şarkı yazımına dokundurduğu sihirli değneğiyle kotarılan "El Camino", şu aralar sürekli dinlediğim albümlerin başında geliyor.Son dönemde dinlediğim en doğru düzgün albümlerden biri "El Camino". Şu şarkı, bu şarkı demeyeceğim, zira albümdeki tüm şarkılar dinlenmeye değer ve albüm bittiğinde tekrar başa almak için saniye beklemiyorsunuz.

Kurtalan Ekspres - "Göğe Selam"

Kurtalan Ekspres, durdu durdu yine anlam ve hissiyat bakımından çok yoğun bir albüm yayınladı. "Göğe Selam" derken Barış Manço'ya, Cem Karaca'ya ve Bahadır Akkuzu'ya selam gönderiyoruz. Kurtalan Ekspres'in bu seferki konukları ise Özlem Tekin, Hayko Cepkin, Nev, Fuat Güner, Teoman, Erkan Oğur, Ogün Sanlısoy gibi isimler. Yeniden yorumlanan şarkılar ise 'Gülpembe', 'Kara Sevda', 'Dağlar Dağlar', 'Can Bedenden Çıkmayınca' ve diğerleri... Fuat Güner'in 'Can Bedenden Çıkmayınca', Nev'in 'Sarı Çizmeli Mehmet Ağa', Teoman'ın 'Dönence', Özlem Tekin'in 'Kara Sevda' yorumlarını çok beğendim. Ancak albümün en özel iki şarkısı Gür Akad ve Hayko Cepkin'den gelmiş. Biri 'Cem Ağabey', diğeri 'Yeni Bir Gün'.

18 Aralık 2011 Pazar

2011 ve Ben

Bu seneyi 29 yıllık hayatımın en güzel senesi ilan ettim. Eğlendim, gezdim, çalıştım, çok güzel albümler dinledim, çok güzel konserler izledim vs. Yepyeni insanlar tanıdım, kimisiyle çok da iyi arkadaş oldum. Yapmak isteyip de yapamadığım şeyler de oldu; ama onları da 2012’ye aktarıyorum. Geçtiğimiz yılın son günlerinde “2010 çok kötü geçti; ama 2011’de her şeyi düzelteceğim” derken kendimi kandırmadığımı da kendi kendime ispatlamış oldum.

Yukarıda sıraladığım nedenlerden ötürü bu sene "en iyiler" listesi yapmıyorum. Çünkü Çetin Cem Yılmaz'ın yıl içerisinde twitter'ında paylaştığı "en iyi film yeni çekildi, en güzel müzik bu seneki, en iyi futbol da şu an oynanan. ölüseviciliği bırakın, şimdinin değerini şimdi teslim edin." tweet'ini bu yılın mottosu ilan ettim ve yaşadığım her günün keyfini, değerini doyasıya çıkardım. Belki de bunda hayatımda yer alan ve yeni giren insanların da etkisi çok büyüktü. Öyle ki ismi bende saklı kalacak; ama öyle biriyle tanıştım ki kendisi sayesinde hayata yeniden güler yüzle bakmayı, her yeni güne uyandığımda yaşadığım, sevdiğim bir işi yaptığım ve sahip olduğum şeyler için minnet duymayı ve sevinmeyi öğrendim. Şanslıyım ki böylesine bir insanla tanıştım ve iyi yanlarımı ortaya çıkarabilmek için hayatından bir şeyler öğrendim. Hayatımda her daim çok özel bir yerde olacağı ve her şeyden önemlisi hayatımda olduğu için kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır.

Sahip olduğum ve yaşadığım günlerin değerini hakkını vererek hissedince hayatımın aslında geçtiğimiz yıl düşündüğüm kadar kötü olmadığını da gördüm. Ciddi bir iç hesaplaşma da yaşadım bir yandan. Beni sıkan, bunaltan, varlığından hoşnut olmadığım ne kadar unsur varsa hepsini hayatımdan çıkarttım. Çok insan kaybettim belki de; ama yerlerine öyle insanlarla tanıştım ki ilk andan itibaren sanki 29 yıldır hayatımdaymış gibi oldular. Sanırım her şeyin 'gerçek' halini daha rahat görür ve hisseder oldum. Düşünüyorum da şu anda üzüldüğüm anlar yok denecek kadar az. Bu sene sevdiğim kimseyi kaybetmedim, aksine aileme yeni üyeler katıldı. Hoş daha yeni bebeğimizi göremedim; ama dünyaya gelmesi bile mutlu olmama yetti.

Bir buçuk ay içerisinde gezmedik il bırakmadım. Hiç dinlemem, tahammül edemem dediğim müzikleri dinledim ve de kendime şaşarak beğendiğimi keşfettim. Playlist'imde artık birbiri ardına aynı tür müzikler yer almıyor. Anlayacağınız bu sene kendimle barıştım ve birinin en iyi arkadaşı olmak yerine kendimin en iyi arkadaşı olmayı öğrendim. Hatta öyle ki dün hayatımda bir ilki gerçekleştirip kendime süper bir topuklu ayakkabı aldım.:) 30 yaşıma topuklularım üzerinde girmeyi planlıyorum.;)

2012'den neler beklediğime gelirsek... Sağlıklı olmak istiyorum ve şu andaki hayatımın aynen devam etmesini istiyorum. Hepsi birbirinden şahane arkadaşlarım ve mükemmel bir ailem var. Bundan başka ne isteyebilir ki insan? Hmmmm, çok kişisel birkaç isteğim var aslında. Çok özlediğim bir arkadaşım var, onu görmek için sabırsızca bekliyorum. 2012'de daha sık görebilmeyi isterim. Bir de Julien-K ve Foma albümlerini bekliyorum. Cidden bu iki albüm beni çok heyecanlandırıyor. Üzerine bir de Linkin Park gelirse değmeyin keyfime derim.:)

12 Aralık 2011 Pazartesi

Demir Demirkan @ Salon İKSV

Aralık ayının benim için konseri -şimdilik- Demir Demirkan'ın 9 Aralık Cuma gecesi Salon İKSV'de gerçekleştirdiği konserdir. Van İçin Rock'taki mini performansından bu yana "bir Demir Demirkan konseri olsa da gitsem" diye düşünüp duruyordum ki Salon İKSV'nin "9 Aralık Demir Demirkan Konseri" haberiyle pek bir sevindim. Unutkanlıktan, yoğunluktan kaçırdığım konser sayısı bu sene rekor yapınca ajanda, telefon alarmı, takvim kısacası tarih gösteren ne varsa hepsine 9 Aralık'ı not ettim.

9 Aralık Cuma günü gelince de saatim 22:30'u gösterirken Salon İKSV'deki yerimi aldım. 15 dakikalık ufak bir bekleyişin ardından 22:45'te Demir Demirkan ve ekibi yani basta Levent Candaş, gitarda Serkan Gürüzümcü, klavyede Ozan Yılmaz ve bateride Alen Konakoğlu sahnedeki yerlerini aldılar ve Cuma gecesinin müziği de böylelikle başlamış oldu.

Neler çalındı, neler olduya geçmeden önce şunu söylemem gerek sanırım. Yukarıda isimlerini tek tek saydığım kadroyu bir ekibin içerisinde görürseniz mutlaka ama mutlaka izleyin, dinleyin. Herbiri birbirinden yetenekli ve müziği yaşayan bu isimlerin performansı az bulunur niteliktedir bana göre. Onları canlı canlı izlerken siz de dinlediğiniz müziği, şarkıyı tümüyle hissedebilir ve onlara tempo tutarak eşlik edebilirsiniz. Kısacası bu ekibe karşı koymak biraz zor anlayacağınız!

Konsere geri dönersek, uzun zaman olmuş Demir Demirkan'ı izlemeyeli ve de çok özlemişim böylesi güzel bir Demir Demirkan konserini. Yazdığı şarkı sözlerini ayrı, müzisyenliğini ayrı takdir ettiğim ve sahne üzerindeki frontman'liğini ayrı sevdiğim bir isimdir. Lafı uzatmayayım, Demir Demirkan izlemeyi de dinlemeyi de seviyorum. 9 Aralık'taki konserinde de sevilen ne kadar şarkısı varsa uzun playlist'inde hepsine tek tek verdi. 'Gümüş', 'Hayat Sensiz Olmuyor', 'Doya Doya', 'Aşk Var Ya', 'Zaferlerim' gibi hitlerinin yanı sıra yepyeni şarkısı 'Hepsi Hikaye'nin de tanıtımını yaptı Demir Demirkan. Konserin sürprizleri ise kuşkusuz ki Sertab Erener'in sesinden duymaya alıştığımız Eurovision fatihi şarkımız 'Every Way That I Can' ve yine Sertab Erener'in şahsi olarak en sevdiklerimden 'Aşk' şarkılarıydı.

Şarkı aralarında yaptığı konuşmalar da çok yerinde ve espriliydi Demir Demirkan'ın. Arkadaşınla bir yandan müzik dinleyip bir yandan da sohbet ediyormuşsun havasını yaratmayı çok iyi başardı ki bu bir konserde zordur. Şarkı seçimlerinin yanı sıra sıralaması da çok başarılıydı. Hangi şarkı aklımızdan geçse o anda çalmaya başladı neredeyse. "Keşke şunu da çalsaydı" diyebileceğim bir şarkı kalmadı geriye. Ne istesem canlı canlı dinledim. Hatta kendi tarihimde azdır bir konseri en önden izlemek, onu bile yaptım.:)

Badem @ Ghetto

Son dakika insanı olduğum, gün içinde değişen planlara, programlara kendimin bile misafir gözüyle baktığımın özetidir geçtiğimiz Perşembe günü. Evden çıkarken ne planlıyordum, eve döndüğümde neler yapmıştım... İş çıkışı kendimi bir anda Ghetto'da ve Badem Akustik konserinde buluverdim. İyi ki de gitmişim, o da ayrı mevzu.:) İlk elden, canlı canlı, taptaze üç Badem şarkısını da böylelikle dinlemiş oldum. Şarkılara birazdan geleceğim; ama baştan söyleyeyim üçü de birbirinden güzeldi, yeni Badem albümü için heyecanlanmak için iyi birer neden.

Daha önce fark ettim de hiç uzun uzadıya Badem konseri izlememişim. Şarkılarını severim; ama gidip de bir konserlerini baştan sona izlemişliğim yokmuş, onu da fark ettim. 8 Aralık Perşembe gecesi Ghetto sahnesinde izlediğim Badem'i pek bir sevdim anlayacağınız. Sahneye koydukları samimiyet, şarkıları ve kıyafetleriyle çok başarılılardı. Diskografilerinin en sevilen parçalarını birbiri ardına sıraladıkça hatıra sandığı da açılmadı değil.

'Sen Ağlama' dediler, 'Ala Gözlerini Sevdiğim Dilber' dediler, yetmedi 'Geceyedir Küsmelerim'i çaldılar. Üstüne ilave Nilüfer düetleri 'İntizar'ı seslendirdiler. Arada western'e giriştiler ki pek hoştu bu kısım. Bir-iki şarkı daha ilave bile edilebilir, çok eğlenceli izlemesi de. Ve yepyeni üç şarkılarını birbiri ardına seslendirdiler. Bu yeni şarkılar nasıl mı? Tam Badem şarkıları. Dinlemesi keyifliydi, bakalım albüm nasıl olacak? Ancak bu üç şarkı bile güzel bir albümün geldiğinin habercisi, benden söylemesi. Konser, akustik formatta dizayn edilmiş olmasına rağmen grubun enerjisinde hiç kayıp yoktu. Aksine bıraksak bir o kadar daha söylerlerdi.

Performanslarının ardından kendi kendime hayıflandım açıkçası, daha önce niye izlemedim diye. Bir de nedense Badem'le slow şarkıları o kadar çok özdeşleştirmişim ki hareketli şarkılar seslendirdikçe "aaa ne güzel, bak oluyormuş" demekten de kendimi alamadım.

7 Aralık 2011 Çarşamba

Blue Jean Yılın En İyileri Anketi

Yılın en sevdiğim zamanlarından birine geldik. İki - üç yıl öncesine kadar Aralık sayısının zamanı geldiğinde tüm dergi ekibi oturup eski sayıları da çıkartarak "Yılın En İyileri" anketini hazırlardık. O kadar albüm, şarkı, klip arasından adayları belirlemenin ne kadar zor olduğunu bilirim; ancak oy vermek de bir o kadar zormuş. Kimi kategoride kilitlenip kaldım. Headbang tarafında işim daha kolaydı itiraf ediyorum.:) Buyrun ben kimlere oy vermişim bir bakalım...

YILIN ALBÜMÜ: Foo Fighters - "Wasting Lights"

(Adele'de de aklım kaldı)

YILIN ŞARKISI: Adele - 'Rolling In The Deep'

(Eğri oturup doğru konuşalım, bu sene 'Rolling In The Deep' kadar göz önünde olan bir şarkı yoktu bence)

YILIN DVD'Sİ: Foo Fighters - "Back and Forth"

YILIN ERKEK SANATÇISI: Eminem

YILIN KADIN SANATÇISI: Adele

YILIN GRUBU: Linkin Park

(Linkin Park'ın olduğu yerde başkasına oy veremem)

YILIN ROCK GRUBU: Foo Fighters

YILIN POP SANATÇISI/GRUBU: Lady Gaga (Kendini sil baştan yaratmasından dolayı Britney Spears'a göz kırpar gibi oldum; ama Lady Gaga tüm ihtişamıyla 'ben buradayım' diyor)

YILIN R&B/HIP-HOP SANATÇISI: Kanye West

YILIN EN İYİ ÇIKIŞ YAPAN SANATÇISI/GRUBU: Nicki Minaj

YILIN FİLMİ: Hangover 2

(Adaylar arasında en çok "Hangover 2"yu sevdim)

YILIN TV YILDIZI: Jim Parsons (The Big Bang Theory)

(İtirazı olan?)

YILIN DİZİSİ: The Big Bang Theory

YERLİ

YILIN ALBÜMÜ: Teoman - "Aşk & Gurur"

YILIN ŞARKISI: maNga - 'Fly To Stay Alive'

(Diğer şarkıları da seviyorum; ama maNga adaysa kusura bakmayın oyum maNga'ya)

YILIN KLİBİ: maNga - 'Fly To Stay Alive'

YILIN ERKEK SANATÇISI: Teoman

YILIN KADIN SANATÇISI: Atiye

YILIN GRUBU: maNga

YILIN POP SANATÇISI: Atiye

YILIN HIP-HOP SANATÇISI/GRUBU: Cartel

YILIN EN İYİ ÇIKIŞ YAPAN SANATÇISI/GRUBU: Can Bonomo

(Ete Kurttekin, Neyse ve Can Bonomo arasında gittim geldim)

YILIN KONSERİ: Maroon 5 @ Turkcell Kuruçeşme Arena

YILIN FESTİVALİ: Van İçin Rock

YILIN FİLMİ: Kaybedenler Kulübü

YILIN TV YILDIZI: Okan Bayülgen

YILIN DİZİSİ: İstanbul'un Altınları

YILIN ÇİZERİ: Erdil Yaşaroğlu

YILIN TWITTER KULLANICISI: Kaan Sezyum