Soğuğa, yağmura aldırmadan Ghetto'nun yolunu tutan dinleyicilerini 'Aydınlık' şarkılarıyla karşılayan Neyse üyeleri, hiç tempoyu düşürmeden 'Devran' ve 'Hokkabaz' ile açılışlarını yaptılar. 'Hokkabaz'ın çıkış şarkısı olarak ne denli doğru bir seçim olduğu dinleyicilerinin katılımları sayesinde bir kez daha kanıtlanırken 'Devran'ın da kısa sürede favoriler arasına girdiğini görmüş oldum. Bu iki yüksek tempolu şarkının ardından albümün en sevdiğim şarkısı ve ikinci klibin çekildiği 'Siyah (Esved)' ile Neyse üyeleri konserlerine devam ederken Ghetto'yu da ufak çaplı duygusallık kaplamadı değil. Slow şarkılarla arası iyi olmayan beni bile yakalayan ve kendisine eşlik etmek zorunda hissettiren 'Siyah (Esved)', bence 2012'ye damgasını vuracak şarkılardan biri. Klibin yayınlanmasını beklemeden şarkıyı bir an önce keşfetseniz iyi olur.
Lansmandaki konserlerini hayranlık ve şaşkınlıkla izlediğimden ikinci konserlerini daha bir eleştirel gözle izlemek istiyordum; ancak Neyse üçlüsü sahne aldığı andan itibaren müziklerine öylesine bir çekiyorlar ki sizi gel de eşlik etme, gel de olduğun yerde dans etme ya da slow şarkılarında (benim için hiç hayra alamet değil ama) gel duygusallaşma. Selim, Melih ve Deniz sahnede öylesine birbirlerine bağlılar ki ne çalıp söyleseler sabaha kadar oturup dinlenir durumunu yaratıyorlar. Zaten biz de ara ara "Hiç bitmesin bu konser" derken yakaladık kendimizi. Hele ki son günlerde yine popülerleşen 'Benim Sadık Yarim Kara Topraktır' şarkısına sıra geldiğinde galiba en çok Neyse versiyonunu sevdiğimi idrak ettim. Aşık Veysel'in yıllardır dilden dile gezen türküsünü Neyse'den de bir kez olsun dinlemenizi ısrarla tavsiye ederim. Tabii bir de Barış Manço'nun eşsizlerinden 'İşte Hendek İşte Deve' var ki ona ne desem bilemiyorum. İlk konserde de bel ağrısından ayakta daha fazla duramadığımdan 'acaba çıksam mı' derken beni olduğum yere çivileyen yorum olmuştu kendileri. Ve haliyle 11 Ocak gecesi yine çok iyiydi ve yine eşlik ederken yerimde duramadım. Gecenin sürpriz cover'ı ise benim için 'Killing In The Name' oldu. Rage Against The Machine'in efsane şarkısını yazın kendi adıma süper bir gruptan dinlemiştim ve tadı damağımda kalan bu performansın üzerine Neyse'nin yorumu da ziyafeti tamamlamam için yeterli oldu. Bir de unutmadan 'Another Brick In The Wall' var tabii.
Albümdeki şarkılar, coverlar derken konserin finali albümü daha ilk dinlediğimde ikinci kez dinlemek için geri döndüğüm 'Yapma Meydan' ile yapıldı. Ancak sanmayın ki bu kadarı bize yetti. 'Bir daha' tezahüratlarıyla sahneye dönen üçlü, 'Hokkabaz' ve 'Devran' ile gecenin sonunu getirdi. Onlar sahneden inerken ben de Ghetto'dan ayrılıp eve dönerken yeniden şarkılarını dinlemek için kulaklığımı taktım. Gece sonunda "Eğer bir grup/sanatçı konserinin ardından hala şarkılarını dinleme isteği uyandırıyorsa ve sen de hiç tereddütsüz kulaklıklarını takıp şarkılarını dinlemeye başlıyorsan o grup/sanatçı iyidir" düşüncesi kafamda dönüp duruyordu. Şimdi ise bir sonraki konseri yani 8 Şubat Beyoğlu Hayal Kahvesi konseri için geri sayıma geçtik. Hala Neyse'yi izlemediyseniz bu konseri bir yere not edin derim.

keske bende orda olabilseydim :(
YanıtlaSilNeyse grupu almanyaya gelmelerini dört gözle bekliyorum :D