5 Şubat 2012 Pazar

Bir Rock'n Roll Kurumu

Bu aralar çok heyecanlıyım. Heyecanımın nedenini uzun uzun anlatmak geliyor içimden. Merak etmeyin, burada konuyu kısa tutmaya çalışacağım (söz veremiyorum, kusura bakmayın!); artık nasıl başaracaksam.;)

Hayatımda o kadar güzel ve yeni projeler var ki bazılarını paylaşmak için biraz daha beklemem gerek, bazıları için de hemen “Bakın bakın buradayız, başladık” diyebiliyorum. Mesela Remood.Me… Çok heyecanlıyım, ilk sayımız yakında raflarda, internet sitemiz de açıldı. Ama benim asıl heyecan sebebim çok ayrı bir şey. Aslında “şey” de değil, dört kişinin bir araya geldiği bir oluşum, ismi de Piston! Şimdilik grup üyelerinin adları bende saklı; ama önümüzdeki günlerde sadece burada değil, her yerde onlardan konuşmaya başlayacağız, benden söylemesi. Siz şimdilik sakin sakin köşenizde oturmaya devam edin, zira bu sakinliği arayacaksınız. Uyarmadı demeyin; çünkü bu dörtlü en basit tabiriyle can yakmaya geliyor. Bildiğiniz ne varsa baştan da yazabilirler. Bence onlar her şeyi yapabilirler, yeter ki istesinler, akıllarına koysunlar.

Ben kimlerden mi bahsediyorum, böyle bir kelime boğazımda bir kelime dilimde? Dediğim gibi bu dört kişinin de adı şimdilik bende saklı. Siz, yepyeni bir dörtlü için hazırlıklarınızı yapmaya başlayın da gerisi zaten gelecek, hem de çok kısa bir zamanda. Müzik dünyasının en yetenekli, en karizmatik, en başarılı…kısacası “en iyi” ne varsa bünyelerinde barındırıyorlar. Onları ayrı ayrı birçok sahnede izledim, izlediniz. Şöyle ki onları izlerken sahnedeki sanatçıyı unuttuğum anlar oldu. Hatta vaktim bol olduğunda youtube’dan konser kayıtlarına bile bakmışlığım vardır. Zira böylesi müzisyenleri izleme şansına sahipken keyfini çıkarmak gerek.

İşte böylesi üç isim ve mikrofon başında da sesini daha önce hiçbir yerde duymadığımız sürpriz bir isimle ve çok ama çok acayip şarkılarla çok kısa bir süre içerisinde karşımıza çıkacaklar. Yaptıkları “henüz tamamlanmamış” kayıtları dinleyebilen şanslılardan biri olduğum için kendilerine ayrıca teşekkür ediyorum, zira ne kadar söylesem az kalır. Sağır Sultan Barış Akpolat’ın da 4 Şubat’taki köşesinde yazdığı gibi “Albüm daha tamamlanmamış, şarkıların bazıları eksik. Ama o bitmemiş şarkıları şu anda piyasaya sürseler evinizdeki ‘tamamlanmış’ pop albümlerini çöpe atarsınız.” yorumuna katılmamak imkansız. Ancak grupla ilgili ne zaman bir şey sormaya kalksam ya da neler yaptıklarına şöyle bir göz atmaya çalışsam o şarkıların bambaşka halleriyle karşılaşmıyor değilim. İki gün önce dinlediğim şarkı, stüdyo ziyaretim esnasında çok daha farklı ve gelişmiş bir şekilde çalınmıyor değil. Bu hafta içinde yine bir stüdyo ziyaretim var ve şarkıların şu anki hallerini merak etmekten kendimi alamıyorum.

“Peki bu ‘süper grup’ ne yapıyor da bu kadar iyi?” diyorsanız, öncelikle şunu söylemeliyim ki bu dörtlü kendilerini ve yaptıkları işi çok iyi biliyor. Bu ülkenin top sanatçılarıyla çalışan, enstrümanlarında ilk akla gelen isimler olan bu müzisyenler topluluğu, ortaya çıkardıkları müzikte son derece samimiler. Hepsi bu kadar über yetenekli olan adamlardan ego savaşı bekleyebilirsiniz, çok doğal; ama işte o ego savaşı, aman benim solom bir saniye daha fazla olsun durumu benim dinlediğim kayıtlarda ve stüdyo ortamında gözlemlediğim bu dört müzisyende hiçbir şekilde yok. Yaptıkları işe o kadar odaklılar ki kendilerine artı değer sağlayacak en ufak bir yorumu, fikri derinlemesine düşünüp kendi aralarında tartışıp uygulamaya koyuyorlar ya da koymuyorlar. En sevdiğim yanları da müzikleri içinde sonsuz bir özgürlükleri var.

Ya şarkılar derseniz de şu kadarını söyleyeyim; onlar nasıl adlandıracak bilmiyorum; ama özlediğim pop ve rock sound’u bu şarkılardan kulağıma geliyor. Tabii sürprizleri de var. Yazdıkları sözler üzerine uzun uzun konuşturmak istiyorum onları. Kayıt cihazımı önlerine koyup “konuşun” demek için müthiş bir bekleyiş içerisindeyim. Benden şimdilik bu kadar, yoksa daha çok yazacağım ve yazdıkça merakımı kendi kendime arttıracağım.

Takibe almaktan da çekinmeyin!

twitter.com/PistonOfficial

0 yorum:

Yorum Gönder